Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- AKP Hükümetinin Bakanlar Kurulu kararıyla, El Kaide bağlantılı El Nusra'yı terör örgütü listesine alması farklı tartışmaları beraberinde getirdi. Konuya AKP ile Suriye'de sahaya sürülen vekil güçlerin yakınlık ilişkisi üzerinden yorum getiren Türk tipi İslamcılık alınan karardan memnuniyetsizliğini dillendirirken kararın Suriye-İran-Hizbullah-Alevi cephelerinin elini ve tezlerini güçlendirdiği yönünde temelsiz iddialar ortaya atılıyor.
El Kaide'yi açıktan savunan aynı zamanda fanatik derecede Erdoğan kalemşorluğu yapan bir düzine unsurun konuya yaklaşımı, 'Nusret Cephesi ümmetin davasını sürdürüyor, zalim Esad rejimine karşı yılmadan cihat yürütüyor, yalnız bırakmak yanlış olur'' şeklinde karşılık buluyor. Yine aynı cenahtan bazıları ise, ''bize ne zararı var? İşimize yarıyor ötelemeden kullanalım'' diyor. Alenen El Kaide propagandisti kalemşorlar mezhepçi saldırganlığa bel bağladıklarından gözlerini karartıp AKP Hükümetini bile sıkıntıya sokacak tavırları olağan görüyor, uluslararası cihadist terörün etkin kanalı El Kaide'nin savunuculuğunu yapmakta sakınca görmüyorlar.
Kalemşorların mutabık kaldıkları fayda ilişkisi Alevi ve Şii düşmanlığında şiddeti koşullayan tekfirci çizginin kullanılmasıdır. Projenin görünür karşılığı Suriye ve Irak sahası arka planı ise tekfirci hareketin Türkiye'ye uyarlanması fikriyatıdır.
Tekfirci hareketin gelişme dinamiğini sınırlı olanaklarla takip eden bizim bile gözlemlediğimiz yeni durumun devletin ilgili birimlerinin dikkatini çekmemesi düşünülemez. İstihbarat bağlantılı unsurların anılan cihadist çetenin yönetim kademesi başta olmak üzere aşağıya doğru kritik noktaları tuttuğu (El Kaide'nin Türk İstihbaratının kontrol edebildiği kanadı) biliniyor. Hâlihazırda el Nusra saflarında 400 ile 500 arası Türk vatandaşı aktif militanın bulunduğu bir sır değil. Bu aktif cephede savaşan militanların dışında örgütün eğitim süreçlerinden geçen, pratik çatışma deneyimi edinen yüzlerce Türk vatandaşı militanı Türkiye'nin farklı illerinde 'uyuyan hücre' vazifesi gereği aralıksız örgütlenme faaliyeti yürütüyor. Türk istihbaratının tam anlamıyla El Kaide sistematiğine hakim olduğunu sanmıyorum. Yani el Nusra bağlantılı tekfiri hareketin gücü Türkiye'de sanılanan çok ötesinde sonuçlar doğuracak yaygınlıkta görünüyor.
Yeni durum olarak dikkat çektiğimiz nokta 'cephe gerisinden' yavaş yavaş 'cephe hattına' hazırlığı somutlaştırma arayışıdır. Hem el Nusra, hem IŞİD orta vadede Türkiye'de 'cihadi' koşulların olgunlaşacağı kanaatinde. Her iki örgütte iç eğitim mekanizmasını işletirken Türkiye sahasına dair örgütlenme metotlarını Türk uyruklu militanlarıyla paylaşıyor onlardan katabilecekleri sayıda genç unsuru örgüte kanalize etmeleri isteniyor. Dar hücreler ağıyla il-ilçe-mahalli alan örgütlülüğü oluşturuluyor, dini merkezler, tekfiri düşünceye meyilli cemaat yapıları başlıca örgütlenme alanı olarak kullanılıyor. Örgüt gördüğü lüzum gereği şimdilik takiyye yaparak davet çalışmasını durmaksızın sürdürürken genç unsurlardan oluşturulan cihadi birlikler (silahlı hücreler) hazır kıta bekletiliyor. Eylem biçimleri resmi-sivil ayrımı yapmayan, dozajı yüksek şiddete önem veren bir hat üzerinden gelişecektir.
Türkiye'de Alevilerin, seküler yaşam tarzına sahip kesimlerin esas hedef alınacak düşman odaklar olarak görüleceği aşikar. Özellikle Alevilere karşı bilendikleri tartışma götürmez bir gerçek. El Kaide, Suriye sahasına yönlendirildiğinde propaganda dili olarak 'sorunumuz Nusayri ve Şii münafıklarla' ezberini kullanıyordu. Artık örgüt 'sorunumuz Alevi ve Şii düşmanlarla' diyor. Nusayri lafzı asıl gayeyi perdele amaçlı kullanıldı şimdilerde ise fetvalarda Alevi ibaresi açıkça geçiyor. Alevileri kesmenin farz olduğu yönünde militanlarını şartlandıkları fetvalar sürekli güncellenerek dolaşıma sokuluyor. Kim ki bu fetvaların Suriye ile sınırlı tutulacağını sanıyorsa büyük yanılgı yaşıyor demektir. Aksine bölge ve Türkiye'de yok edilmesi gereken başlıca tehdit odağı Aleviler ile Şiilerdir. Nusret Cephesinin 'terör listesine' alınmasına veryansın eden kalemşorların karara tepkisini koşullayan bakış açısı katıksız Alevi düşmanlığıdır. Hesaplar orta ve uzun vadede burası için yapılıyor.
Kalemşor tepkisinde dikkat çeken bir ayrıntı daha var. Alınan kararı eleştiren ama 'AKP Hükümeti baskı altında bu kararı aldı, ümmetin çıkarları gereği pratikte engel oluşturmaz' diyen yaklaşım sahipleri ya niyet okuması yapıyor ya da zımni anlaşmaya atıf yaparak proje ortaklığı sürmeli mesajı veriyor. Oysa AKP ister istemez iç ve dış faktörlerinde etkisiyle bunlara yönelecek, operasyonel gelişmeler yaşanacak. Tahminlerime göre bu kalemşor tayfada El Kaide operasyonlarında davalık duruma düşecek. Nedenleri karmaşık gelişmelerle özetlenecek fiili durum hükümeti bu noktada harekete geçmek zorunda bıraktı. Tehlike AKP'nin göğüsleyebileceği krizi yönetme ölçülerini fazlasıyla aştı. Suriye politikasının sonucu olarak devasa olanaklar elde eden El Kaide durdurulmazsa AKP'yi de siyaseten vuracak bumeranga dönüştü. Bugün el Nusra savunmasına kalem oynatan kalemşorlar yarın büyük ölçüde işaret edilen alana meyledecek ancak bazılarına fatura kesilecek...
AKP Hükümetinin el Nusra'yı 'terör listesine' almasının başlıca iki sebebini özetlersek, birincisi; batı devletleri radikal tekfirci güçleri Suriye'de amaçlanan hedef doğrultusunda süreci hızlandırma maksadıyla sahaya sürmesine rağmen meseleyi daha kaotik hale dönüştürmeleri, güdümlü muhalefetin tartışmalı meşruluğunu tamamen sıfıra indirmeleri onları dizginleme zorunluluğu doğurdu. Batı devletleri vekil güçlerle savaşın kısa sürede lehlerine sonuçlanacağını sanıyordu. Bekledikleri erken zafer gelmedi ve El Kaide sahada baskın güç haline geldi. El Nusra- IŞİD saflarına katılan yabancı uyruklu militanların ülkelerine geri dönüş süreci hız kazanmaya başladı buda kaygıları büyüten bir faktör olarak acil önlemler almaya itti onları. Batı devletleri AKP Hükümetini ikna ederek işletecekleri yeni sürece dâhil etti. 'Benim için senin içinde tehdit, bölgede kalmaları için ne gerekiyorsa yapalım, fiziksel tasfiyelerle boğalım gitsin' dediklerinden şüphe etmemek lazım. El Kaide'nin yerine boşluğu dolduracak sözde ılımlı silahlı güçte işletilecek süreçle birlikte tahkim edilecek. Zaten adres göstermeye başladılar.
AKP'yi el Nusra'yı 'terör listesine' almaya iten ikinci neden olarak Türkiye'de hassas dengeleri bir anda ters yüz edecek yönelimler göstermesi, hükümete şantaja varınca dek taleplerde bulunmasıdır. Bu bağlamda 'mezhebi yakınlık ilişkisi' üzerinden El Kaide Türkiye'de faal eylemlilik içine girmez diyenlere El Kaide'nin tekfiri çizgisine uymayan Sünni kimlikli iktidarları ve güçleri hedef aldığını örnekleriyle hatırlatmak gerekir. AKP kendine ayak bağı haline gelen El Kaide'yi sınırın diğer tarafında tutmak, etkisini minimalize etmek için önlemleri sıklaştıracak. Galiba yeni dönemde Suriye sahasında çete şeflerinin şaibeli ortadan kaldırılması hadiselerini, Türk uyruklu aktif militanların dikkat çekici yoğunlukta ölüm haberlerini daha fazla duyacağız.
Ferhat Aktaş / Taha Haber